DALAKÇI GENÇLİK

02.12.02

Egini
Anasayfa
Yukarı
İsa Kaya
Yanık Ahmet
Ramazan Erbaş
Safi Erbaş
Ali Bozdağ
Günel Erdem
Halit Köksalan
Egini
Mehmet Dinçer
N. Ertaş hakında

 

Sevgili Dostlar,

Değişik kamplara bölünüp, kendimizi eğitememenin verdiği dövüşme hastalığımız bizi birtakım arayış içine sürüklediği gibi, adeta yakamıza takmak için birer logo peşine düşmüşüz.

Bu yüzden ozanlarımızı, yazarlarımızı yani geleceğe ışık tutan sanat ruhu taşıyan aydınlarımızı, birer sanatçı değil de militan gurupların flamaları olarak gürmüşüz, görüyoruz. Bunu fırsat bilen bazı paragöz çevreler soytarıyı sanat diye önümüze sunmaya devam edeceklerdir.

Sanatçı toplumun aynasıdır. Bunu hatırlayarak sanatçılarımızı seçemeyen önce kendimize kızmayı akıl ettiğimizde sanatımıza sanat değerini kazandırmış olacağımızı hatırlayacağız. Sanatçıyı sanatında çok güzel hayatıyla, siyasi düşünceleriyle, kıyafetiyle ve skandallarıyla hatırladığımız sürece elbette bir sanat erozyonu, ya da sanatı cinayete terk etmek gibi bir şeydir.

 

Örneğin:

Nazım Hikmet'e vatan haini(?)

Pir Sultan Abdal'a alevi militan (?)

Namık Kemal'e Abdülhamit nefretine (?)

Dadaloğlu'nu isyancı (?)

Yunus Emre'yi tekkeci tekkelere (?)

Mehmet Akif'i gerici akımlara (?)

Tevfık Fikret'i alafrangalığa ve gavurluğa (?)

Peyami Cafe ve Necip Fazıl'ı sağ militanlığına vs.

 

Bu isimleri saydığımız zaman, halen bu üniformalar giydiriliyorsa önce bireysel olarak kendi kabuğumuzu kırmamız gerekir. Kimseyi suçlamadan ve kimseden yardım beklemeden

önce kendimizi kurtarmalıyız.

 

Oysa bir sanatçının siyasi, eğilimi ne olursa olsun, isimlerin hepsi dilimizin, kültürümüzün yaratıcılarıdır. Geniş bir perspektiften değerlendirmemiz gerekirken, bu şairleri

Birer şair olarak değil de parti liderleri gibi görüyoruz.

 

Ömrünün üzerinden 4 asır geçmiş bir ozanı anarken otele insan kapatılıp yakılıyor, hem de Bosna'yı yakanları kınayarak yakılıyor. Filistinlilerin öldürülmesini kınayarak öldürüyolar.

İnsansa! Değilse zemzem arıtmaz

İnsansa! Yeryüzünde kem yaratmaz

İnsansa! İnsana adem aratmaz

Bir bedendir insan dini ademin

Dini, dili, rengi ne olursa olsun insanı insan olarak gürmeli ve o değeri vermeli,

Siyasi eğilimi ne olursa olsun bir sanatçıyı sanatıyla anlamalı va sanatıyla elştirmeli.

Çünkü sanatıyla ilgilenmediğimiz sürece magazin furyası gün geçtikçe daha da kronikleşecektir. Çünkü, bir ülkenin sanatını işgal etmek o ülkenin toprağını işgal etmekten daha'

tehlikelidir. Bunun için ozan vardır kültürümüzün eli sazlı, en keskin sözlü va en yiğit,

türküleriyle ozanlarımız vardır, her zaman olacaktır.

 

Çünkü OZANLAR, insan değil, ağıt ve türkü yakarlar

Çünkü OZANLAR, kul hakkı değil, saz çalarlar

Çünkü OZANLAR, gücünü halktan alır, halka güç verir yol gösterir.

 

Deniz ŞAHİNOĞLU   – ENGİNİ –   2004

SAVAÞLAR
Þafak vakti þebnemlere doðarken
Gün deðiþti deðiþmiyor savaþlar
Kara bulut beyaz daðý boðarken
Dün deðiþti deðiþmiyor savaþlar

Dünya malý ne tapudur ne zimmet
Söyle gardaþ neden ölür her ümmet
Ýsa Musa Davut derken Muhammet
Din deðiþti deðiþmiyor savaþlar

Barýþ olsun içimizde gerçek öz
Öfkelere sevgi yaðsýn sönsün köz
Sarý zenci beyaz kimi çekik göz
Ten deðiþti deðiþmiyor savaþlar

Bombalarý taþýmasýn uçaklar
Büyüyünce hesap sorar küçükler
Ýnsan deðil kurban kessin býçaklar
Kýn deðiþti deðiþmiyor savaþlar

Deden ölüp baban yetim büyürken
Ayaktasýn sular bile uyurken
Çað atlayýp milenyumu sayarken
Bin deðiþti deðiþmiyor savaþlar

Çiçekleri ezip geçen yolcuyduk
Arýlarý hapse atan balcýydýk
Bir zamanlar saðcý ile solcuyduk
Kin deðiþti deðiþmiyor savaþlar

Cumhuriyet kurulmazdý sen bensiz
Demokrasi nedir ilimsiz fensiz
Bunun için atam yattý kefensiz
Sin deðiþti deðiþmiyor savaþlar

Deniz der ki toprak kanla boyanmaz
Karlý daðlar kurþun ile uyanmaz
Kýrýk saza saðlam silah dayanmaz
Fon deðiþti deðiþmiyor savaþlar

ÝNSANLIK
Çocuðun yanýnda akbaba bekler
Söz bitmese bile biter insanlýk
Bir deri bir kemik zorla emekler
Leþin kokusunda tüter insanlýk

Ele almýþ dünyadaki kasayý
Musa bunun için vurmuþ asayý
Cepheye ne hacet kurmuþ masayý
Türlü entrikayla üter insanlýk

Sürüler içinde yürekler ýssýz
Gözü baðlý Themis öldü vasýfsýz
Dört kitap dokuz din kalýrken sessiz
Bir kurþun sesinde öter insanlýk

Panzere direnen son kabileyi
Gördüm sapan gerer ince bileði
Empatiyle tutup ýslak yüreði
Sýcacýk öpüver yeter insanlýk

Ham yobaza küçük beyin baþ büker
Adam keser üzerine taþ döker
Timsah bile yediðine yaþ döker
Hayvanlardan bile beter insanlýk

De hele Deniz’im unut övgüyü
Moda ettik azýnlýða sövgüyü
Rüya kýrýntýsý kalan sevgiyi
Elinin tersiyle iter insanlýk

YAZIKTIR!
Ellisinden sonra ikinci evliliðini yapmaya karar veren zatý muhterem, törelerinin de uygun gördüðü usulde, baþlýk parasýný bastýrýp; kendisinin yarýsý yaþýnda bir eþ aldýr. Ýlk zamanlar her þey iyi hoþ sanýlýrken, çiçeði burnunda, bahar dalý taze gelinin þikâyetleri artmaya ve aile büyüklerine yansýmaya baþlamýþ. Þiirin kahramanýnda yaþ farkýnýn verdiði eksiklik ve eþine yetememe konusu gün be gün artmaya baþlamýþ. Þiire konu olan mutluluk reçeteleri de fayda getirmemiþ ve çatýrdayan evlilik son bulur. Benim için de kaçýrýlmayacak malzeme oldu. Ortaya bu þiir çýktý. Ýster gülünüz, isterseniz düþününüz…
 

YAZIKTIR

Bu kafayla tosbaðana güvenip
Tavþan ile yola çýkma yazýk ya!
Yarýsý çürümüþ diþle gevinip
Çabucak dökülür sýkma yazýktýr!
 
 

Elliden sonrasý ergen alýnmaz
Sana iþve ile gülüp salýnmaz
Her düdüðe para verip çalýnmaz
Zurna ile peþrev çekme yazýktýr!
 

Koca boða gitmez taze düveye
Çekil gayri mekân eyle söveye
Ýnat olur ýsrar etme deveye
Hendek aþmaz boþa çekme yazýktýr!
 
 

Yýkýk olur eski köyün kuyusu
Gece artar su dökmenin sayýsý
Fayda vermez hacý hoca büyüsü
Üfürüklü muska takma yazýktýr!
 

Çabuk iner patlak teker havasý
Tez dökülür çürük toprak sývasý
Öpülmüþ yanaðýn varsa davasý
Kurþunu kendine sýkma yazýktýr!
 
 

Koca köpek yorgun gider davara
Gölgesinde dil çýkarýr duvara
Gece boðuþunda kalýr avara
Kuyruðu havaya dikme yazýktýr!
 

Her erkeðin elbet vardýr yüreði
Çadýrý ayakta tutar direði
Elli yýllýk eski tahta küreði
Ateþ tandýrýna sokma yazýktýr!
 
 

Bir dozluk hap ile sertlik bozulur
Kara kýþta donlar erken çözülür
O zaman gör nazlý nazlý süzülür
Deniz der devam et býkma yazýktýr!

 

YANIK USTAM

 

Ben küçükken bir kırmızı saz vardı,

Toprak evde karış karış toz vardı,

Döşünde silerdin oysa bez vardı,

Döşünde TOZA gurban yanık ustam.

 

Ben küçükken hop kucağına oturdum, Gözlerimi yüreğine yatırdım,

Sözlerine kalemimi batırdım,

Başında ÖZE gurban yanık ustam.

 

Ben küçükken o sazıyla gezerdi,

Tellerine ince ince düzerdi,

Sözlerini yüreğinden süzerdi,

Döşünde KÖZE gurban yanık ustam.

 

Aşikar konuşur lafı döndermez,

Siyasiler gibi edam kandırmaz.

Evine varsam sofrasız göndermez,

Aşında TUZA gurban yanık ustam.

 

Az büyüdüm öğrenmiştim sazını,

Tellerinde gördüm ayak izini,

Uyurken yastık yapardım dizini,

Kaşında GÖZE gurban yanık ustam.

 

Az daha büyüdüm bir kalem verdi,

Altına da beyaz bir kağıt serdi,

Sazıyla sözüyle kol kanat gerdi,

İşinde GİZE gurban yanık ustam.

 

Ben büyüdüm amma ustamdan ufak,

Ardında koşarım yetemem uzak,

Yoluma kurulsa binlerce tuzak,

Peşinde İZE gurban yanık ustam.

Geçen gördüm beyaz dolmuş saçına, Yazıyordu ilham gelmiş içine,

Sözleri ağaçtan sızan reçine,

Hoşuna HAZA gurban yanık ustam.

 

Can vereyim kan vereyim alırsan,

Öldür beni saygısızlık bulursan.

Kırdığımda bana soğuk kalırsan,

Kışına BUZA gurban yanık ustam.

 

Duydum Kırşehir'den bir güzel görmüş,

0 güzel ile mutlu yuva kurmuş.

Aşkları bunlara iki kız vermiş,

Aşkına NAZA gurban yanık ustam.

 

Deniz idim girdim ustam koluna,

Saldı beni ozanlığın yoluna.

Engini'ydim çıktım kondum dalına,

Başında YUZE gurban yanık ustam.

 

Deniz Şahinoğlu - ENGİNİ - 2004

 

ÇEKİLMİYOR GARDAŞ

 

Asker yolu bekleyen gelin gibi,

Kış altı ay çekilmiyor gardaşım.

Kar kalkmadan göründü çuval dibi,

Kış altı ay çekilmiyor gardaşım.

 

Kuzey yarım kürede yurdum yerim,

İmkan olsa ekvatora giderim,

Lahana misali kat kat giyerim,

Kış altı ay çekilmiyor gardaşım.

 

Lapa lapa beyazları boyarken,

Tane tane takvimleri sayarken,

Vızır vızır arabalar kayarken,

Kış altı ay çekilmiyor gardaşım.

 

Ağız buharım kaşımı dondurdu,

Baca dumanı başımı döndürdü,

Hastalık rapor işimi söndürdü,

Kış altı ay çekilmiyor gardaşım.

 

Sako eskidi sırtım ısıtmıyor,

Oduna kömüre maaşım yetmiyor,

Pabuç su alır altı yer tutmuyor,

Kış altı ay çekilmiyor gardaşım.

 

Nezle grip öksürük aldı yürüdü.

Çeri çöpü yaktım her şey kurudu,

Sobe delindi borular çürüdü,

Kış altı ay çekilmiyor gardaşım.

 

Soba ancak kendini zor kızdırır,

Bakkal peşinci deftere mi yazdırır,

Bu kara kış beni candan bezdirir,

Kış altı ay çekilmiyor gardaşım.

 

Su borusu donmuş yine patiadı,

Boşa aktı faturayı katladı,

Ödenmedi öbür aya atladı,

Kış altı ay çekilmiyor gardaşım.

 

Acı eser çıvgın vurur gözüme

Ayak dondu sızı çıktı dizime,

Yalan isem gün degmesin yüzüme,

Kış altı ay çekilmiyor gardaşım.

 

ENGİNİ DENİZ'im yazı överim,

Kışı kimse övmesin ha söverim,

Sövmekle de kalmam alır döverim,

Kış altı ay çekilmiyor gardaşım.

BİTMESEYDİ  BAHAR

Bitmeseydi bahar

Kum saatinin içine tükürürcesine

Zamanı durdurmak isterdim

Rüzgarın saçlarından tutup

Atıverseydim gazellerin önüne

utanıyor ağaçlar

Kapattı gözlerini çırılçıplak

Toprak suskun beyaz gelinlik içinde

Dona kalmış dereler şaşkın.

 

Kuşlar çoktan gitmiş eşleriyle

Şimdi kurtlar gezer leşleriyle

Dağlar öfkeli zalim bakıyorlar

Çatlamış buzlu buzlu kaşlarıyla.

 

Bitmeseydi n'olur

Bitmeseydi mavi ile yeşilin aşkı

Beyaz olan umut olaydı.

 

Deniz Şahinoğlu - ENGİNİ - 2004

 

 

OLDU

Güzel Yurdum dört bir yandan sarılmış
İnsan sustu silah konuşur oldu
Kimi hoca kimi dede kurulmuş
Beylerimiz buna danışır oldu

Başı yerden yere vurup geçenler
Yerlere sımayıp gökte uçanlar
İnsan eti ile oruç açanlar
Mazlumlar içinde yanaşır oldu

Doğan bebek borçlu açlık sancımız
Çöpte ekmek toplar beyaz zencimiz
Diplomalı işsiz gezen gencimiz
Sinir hastalığı tanışır oldu

Güneydoğu barut kokar bulutu
Toprağında mayın var kutu kutu
Suları acımış sararmış otu
Yeşiller sarıya dönüşür oldu

Kamu malı tane tane satılmış
İşçileri birer birer atılmış
Kiralanıp eyer vurup tutulmuş
Ağalar sırayla binişir oldu

Der ENGİNİ kalem ile taşladım
Ne kan döktüm nede insan haşladım
Ben bu yola başım koyup başladım
Derken akıbetim teneşir oldu

 

OZAN ENGİNİ
Deniz ŞAHİNOĞLU

 

MECBUR UYACAĞIZ…

Soframızda ekmek yavan
Koyduk gene koyacağız
Ay başında kuru soğan
Soyduk gene soyacağız

Oturmuşlar masalara
Dokundular kasalara
Koydukları yasalara
Uyduk gene uyacağız

Dört yılda bir sandık seçtik
Kim çıktıysa korkup kaçtık
Yalanlara kulak açtık
Duyduk gene duyacağız

Öptük eli ayakları
Cennet bildik dayakları
Hep küçüldük büyükleri
Saydık gene sayacağız

Enflasyon düşecekti
Ekonomi koşacaktı
Evde yemek pişecekti
Doyduk gene doyacağız

Der Engini aynı oyun
Bu oyuna bükmez boyun
Yolu kötü sizin köyün
Caydık bene cayacağız

 

OZAN ENGİNİ
Deniz ŞAHİNOĞLU

 

GEZDİRİR…

Kendi uyur parkta eşi
Sabahları it gezdirir
Temizlik der iman işi
İt sırtından bit gezdirir

Ev diyerek girmiş dama
Gazeteyi germiş cama
Arkasından yoktur yama
Meydanlarda et gezdirir

Ya Muhammed Ali diyor
İslam dini hak biliyor
Coni ile domuz yiyor
Bir elinden put gezdirir

Yaz gününde kürk giyinmiş
Beniz gitmiş göz boyanmış
Sabah yatmış geç uyanmış
Beter bulmuş bet gezdirir

Sakalına kına yakmış
Tek kulağa küpe çakmış
Omzuna gitar takmış
Bülbüllere dut gezdirir

İşe girip çalışmamış
Der ENGİNİ alışmamış
Kalem tutup gelişmemiş
Bir cebinde ot gezdirir

 

OZAN ENGİNİ
Deniz ŞAHİNOĞLU

 

N’OLDU?

Dostu zorda görsen koyup kaçardın
Azıcık düşünüp taşındın n’oldu?
Öğle ezanında oruç açardın
Kabe yollarında aşındın n’oldu?

Fitre verdim diye övünüyordun
Eve gelip gizli dövünüyordun
O gün yemek yemez seviniyordun
Beleş tırnak ile kaşındın n’oldu?

Babana içirdin kızıl şarabı
Gene dilemedi sana harabı
Anan bulamazken yırtık çorabı
İpekli şalvara kuşandın n’oldu?

Sinsi sinsi yetim hakkını yedin
Ağzını silerek haramdır dedin
Her vakit camiye koşup giderdin
İnsan yardımına üşendin n’oldu?

Dükkan açtın vergisini vermedin
Yazar kasaya hiç parmak sürmedin
Teraziyi eksik tarttın görmedin
Hayatı hileli yaşadın n’oldu?

Pek cimriydin beslemezdin pireyi
Masraf diye yıkamazdın geriyi
Kayın peder ölür ölmez karıyı
Kalan maaş için boşandın n’oldu?

Hastaneyi gavur malı bildin
Önce günah deyim koşarak geldin
Yataklara niye çakılıp kaldın
Bendine sığmayıp taşandın n’oldu?

Devletin malını gizli yürüttün
Der ENGİNİ borcu böyle erittin
Askerliği rapor alıp çürüttün
Yurt için ölüme koşandın n’oldu?

 

OZAN ENGİNİ
Deniz ŞAHİNOĞLU

 

ÖMER ÖLEN DERESİ

Derenin taşına kanın boyandı
Bilen dostun yokmuş Ömer nerede
Bilmem bu acıya nasıl dayandı
Söyle Ömer niye öldün derede

Ocak mı söndürdün yuva mı yıktın
Devlet adamına kurşun mu sıktın
Yoksa padişaha karşı mı çıktın
Söyle Ömer niye öldün derede

Ellerin bağlanıp üstün soyulmuş
O tatlı canına böyle kıyılmış
Kanın akıp sağa sola yayılmış
Söyle Ömer niye öldün derede

Dövüp morartmışlar bütün derini
Kesip kopartmışlar ayıp yerini
Uyan da tarif et yapan birini
Söyle Ömer niye öldün derede

Bu ne biçim öfke bu nasıl kinmiş
Bulunmadı bunlar nereye sinmiş
Kanı aka aka dereye inmiş
Söyle Ömer niye öldün derede

Derenin ucuna çeşme kuruldu
Suyu Ömer diye diye yoruldu
O dereye şimdi adın verildi
Söyle Ömer niye öldün derede

Olmuş bitmiş diyor Hacı Hüseyin
Oysa iyi bilir bütün her şeyin
İki asırlıkmış senin olayın
Söyle Ömer niye öldün derede

ENGİNİ DENİZ’İM olayı sezdim
Sağlam kaynak ile doğruyu yazdım
Ne seni kesene ne sana kızdım
Duydum Ömer feci öldün derede

 

OZAN ENGİNİ
Deniz ŞAHİNOĞLU

 

İNŞALLAH…

Şal yorganla ıssız damda yatasın
Rahat bir uyku düş ara inşallah
Tek başına baykuş gibi ötesin
Yaren olacak kuş ara inşallah

Tuttuğun takım her maçta yenilsin
Oynadığın atlar geride gelsin
Cüzdanın boşalıp cebin delinsin
Lira diye kuruş ara inşallah

Tacirlerin gidi paşalarından
Ahlak polisinin kaşelerinden
Boyalı gazete köşelerinden
Telefon elde eş ara inşallah

Gezinirken kuşlar etsin saçına
Tuvalette su sıçrasın kıçına
Her gün yeni bir dert girsin içine
Üç olan derde beş ara inşallah

Döşeklerde yanın belin çürüsün
Karıncalar üzerinden yürüsün
Oğlun tekmelesin kızın sürüsün
Ecel ile savaş ara inşallah

Azrail yakana erken yapışsın
Çocukların miras diye kapışsın
Sen ölürken bayram edip öpüşsün
Üzülmüş çatık kaş ara inşallah

Yalnız kalıp uzak yaşa bizlerden
İçin donsun medet bekle yazlardan
Sen ölünce ardın sıra gözlerden
Sana akacak yaş ara inşallah

İmamlar pamuğu tıkamasınlar
Sırıtan yüzüne bakamasınlar
Tiksinip leşini yıkamasınlar
Dirilip soğuk duş ara inşallah

Avcılar kazara gafil avlasın
Köpekler çevreni sarsın havlasın
Boğuşarak saçın derin kavlasın
İt ısıracak diş ara inşallah

Bir gün olsun kapı zilin ötmesin
Soban sönsün yaza kadar tütmesin
Gecelerin uzun olsun bitmesin
Bu diyardan gidiş ara inşallah

Düşmanın dost olsun avradın ile
Onlara hizmet et sen bile bile
Kapına incirden ağaç dikile
Gölge etsin güneş ara inşallah

Gazeteler haber yapsın köyünden
Gözün bantlı resmin çıksın boyundan
Reha Muhtar ile canlı yayından
Reklamını beleş ara inşallah

Doktorlar başında sırayla dönsün
Bıçağı vurunca lambalar sönsün
Ne yaran kapansın ne kanın dinsin
İğne iplik dikiş ara inşallah

Cenazene iki amele gelsin
Biri imam olsun namazın kılsın
Edilecek dua sonraya kalsın
Tanrı katında hoş ara inşallah

Karnın sancı dolsun yüzün kasılsın
Nefesin zor çıksın sesin kısılsın
Tuvalette akan suyun kesilsin
Uçkur elinde taş ara inşallah

Der Engini bu kişiye ne diyek
Yolu açık olsun cehenneme dek
Zebaniyle zar atsın gelsin hep yek
Yalvar zarlara şeş ara inşallah

OZAN ENGİNİ
Deniz ŞAHİNOĞLU

   
   

Anasayfa | İsa Kaya | Yanık Ahmet | Ramazan Erbaş | Safi Erbaş | Ali Bozdağ | Günel Erdem | Halit Köksalan | Egini | Mehmet Dinçer | N. Ertaş hakında

Yenilik: 21.11.12