DALAKÇI GENÇLİK Mehmet Dinçer

02.12.02

 
Anasayfa
Yukarı
İsa Kaya
Yanık Ahmet
Ramazan Erbaş
Safi Erbaş
Ali Bozdağ
Günel Erdem
Halit Köksalan
Egini
Mehmet Dinçer
N. Ertaş hakında

 

  Mehmet Dinçer [ Memili ]

Mehmet Dinçer 1933 yılında Dalakçı köyünde doğdu. Babası Behri’nin (Bahri) Yakup Dinçer annesi Ayşe Dinçer’dir. Mehmet Dinçer’in sülalesi Dalakçı köyünde “Martılar” lakabıyla anılmaktadır. 4 kişilik bir ailenin 3. çocuğudur. İlkokulu Dalakçı ilkokulunda bitirmiş, mütakiben Hasanoğlan Eğitim Enstitüsüne 2 yıl kadar devam etmiş ve okulu yarım bırakmıştır.

 

1954 yılında babası Yakup Dinçer ve abisi Arif Dinçer ile birlikte Ankara’ya göç etmiş Ankara Sanatoryum göğüs hastalıkları hastanesinde 2 yıl kadar çalışmış daha sonra EGO’da endeks memuru olarak yaklaşık 23 yıl çalışmış ve 25 yıllık hizmeti mütakip emekli olmuştur.

 

1960 yılında Gürcü Dinçer ile evlenmiş olup 5 çocuk ve 10 torun sahibidir. Çocuklarının tamamı evlidir. Mehmet Dinçer halen Keçiören Kuşcağız mahallesinde ikamet etmektedir.

 

 TÜRKİYEM


DOĞUSUNDA KÜTLE KÜTLE KARI VAR
BATISINDA ELMASI VAR, NARI VAR
ORDUSUNDA ELİ KINALI ERİ VAR
SENDE YAŞAM NE GÜZELDİR TÜRKİYEM

İSTANBUL’DA, İZMİR’DE KENARI YALI
ISPARTA’DA DOKUNUR NADİDE HALI
ERZURUM, KARS’IN PEYNİRİ BALI
VAN’DA MAVİ GÖZLÜ KEDİN TÜRKİYEM

KANGALDA KÖPEĞİ, BALIKLI GÖLÜ
ZARA’DA ÇIKAR IRMAĞI SELİ
ANADOLU EVLİYA ŞEHRİ BEKTAŞİ VELİ
KARACAOĞLAN GİBİ AŞIKLAR SENDE TÜRKİYEM


TRABZON’DA FINDIĞIN, RİZE’ DE ÇAYIN
DENİZİNDE BULUNUR HAMSİYLE YAYIN
YAYLADA SÜRÜN, OVADA BEYİN
EFELER DİYARI AYDIN TÜRKİYEM


ANADOLU SENDE BUĞDAY ANBARI
YAYLASINDA OTLAR SIĞIRI SIĞIRI MALI
BURCU BURCU KOKAR SEHERDE YELİ
EVLİYA ŞEHRİ URFAN TÜRKİYEM


ANTALYA GÖRÜNÜR ÇIKINCA TOROSU
ÇIRPINIR ÖTER DENİZLİNİN HOROZU
BAHÇELERDE BESLENİR O KÖRPE KUZU
ANTEPTE BİBERİN, ISPARTADA GÜLÜN TÜRKİYEM


DÜNYAYI DOLANIR IRMAĞI NEHRİ
OZANIYLA ANILAN ANILAN CANIM KIRŞEHRİ
ATA YURDUMDU FAS, CEZAYİR, YEMENİ
MEKKE MEDİNE’ DE YOLUN TÜRKİYEM


CANIM İSTANBUL DÜNYA İNCİSİ
BİZANSA DÜŞTÜ ONUN SANCISI
FATİH’TE YEDİ, TARİH KAMÇISI
CAMİLER SİNAN’I ANAR TÜRKİYEM


30.04.2010
MEHMET DİNÇER
(MEMİLİ)
0312 357 06 79
                          
              

ALMANCI

 

Turist deyip çıktın yola

Başımıza oldun bela

Foterinde tavuk teli

Gel artık vicdansız gel gayri

 

Sarı kızlar aklın almış

Yalan dolu mektup salmış

İşsizlik parası markı görmüş

Gel artık vicdansız gel gayrı

 

Çocuklar der nerde babam

Ne kömür var nede sobam

Yardım eder garip babam

Gel artık gel vicdansız gel gayri

 

Kiraya verdik evde alt katı

Çayıra saldık bizim kır atı

Yediğin içtiğin o domuz eti

Gel artık gel vicdansız gel gayri

 

Nikah deyip alır götürür

Gençliğimi yiye yiye bitirir

Azıcık aklı vardı onu yitirir

Bitirmeden gel artık gel vicdansız gel gayri

 

Yakışır mı bu işler Türkün şanına

Gavur gavuru tutar varma yanına

Gavur kanı katma Türkün kanına

Kurtulup bir an evvel gel vatanına

 

Aşık Dinçer hilaf yoktur sözümde

Hasretim yavruma yaş gelir gözümde

İnşallah birgün yüzümüz güler bizimde

Görmeyene şaka gelir bu işler

 

Mehmet DİNÇER/Ankara 2007

AHİR ZAMAN

 

Sudan ucuz oldu insan kıymeti

Kimsenin kimseye yoktur minneti

Yüce Peygamberin güzel sünneti

İnsanı insana kardeş dilemiş

 

Özgürlük koymuşlar hayasızlığın adını

Otobüste caddede öper kadını

Pastır vastır koymuş çocuğun adını

Yaşlısı ayakta çocuklar oturur şimdi

 

Peder koymuş babasının adını

Odaya kapatır ana kadını

Mevlam almış hayasını udunu

Bir çıplak modası gidiyor şimdi

 

Örtülenler şimdi olmuş gerici

Bulguru yoktur bulamaz pirinci

Rüşvet pazarlıkta olmuş yarıcı

Benim memurum işini bilir diyorlar şimdi

 

Otobüste konuşur kaç daire aldığını

Hangi memleketten geldiğini

Köyde mal koymayıp hepsini yediğini

Dört duvar betona girdin sen şimdi

 

Kadınların yeri merdiven taşı

Dedikodu başladı boş ver sen işi

En öne taktırmış maden bir dişi

Güler gibi yapıp gösterir şimdi

Mehmet DİNÇER/Ankara 2007

SARHOŞ

 

Elinde içki şişesi

Kimsede yoktur neşesi

Pis pis kokar nefesi

Yalpa yalpa yürür sarhoş

 

Kazandığı yetmez ona

Olmuş kudurmuş dana

Küfür savurur sağa sola

Bela saçar sarhoş şimdi

 

Taksiyle gelir eve

Para yoktur neyi vere

Ayakta duramaz oturur yere

Yerde sürünüyor sarhoş şimdi

 

Çoluk çocuk girer kola

Yalpa vurur sağa sola

Sarhoş işemiş dona

Rüya görür sarhoş şimdi

 

Ne tadı vardır nede tuzu

Kızarmış başıyla gözü

Küfür dolu her bir sözü

Halin berbat sarhoş şimdi

 

Dostu postu pek çok olur

Kendine göre adam bulunur

Arkadaş yoluna ölür

Atak olur sarhoş şimdi

 

Ayakkabı ceket yolda kalır

Karısı gider onu bulur

Sarhoş ömrü kısa olur

Ciğer kopar ölür sarhoş

 

İçkiden şad olan var mı cihanda

Ölüsü kalır yıkık bir handa

İbret için yaşamalı cihanda

Hesaba çekilir sarhoş şimdi.

 

 

Mehmet DİNÇER/Ankara 2007

GURBET

 

Sıra dağlar sıra sıra dizilir

Gurbette olanının bağrı ezilir

Gurbet sana çok sitemler yazılır

Binmiş omzuma bu zalim gurbet gurbet

 

Çıkar çıkar ben yolları gözlerim

Arşa erişir bu figanım sözlerim

Eşi dostu sevdiklerim özlerim

Bağladın yollarım sen zalim gurbet

 

Güneş doğmuş akşam olmuş aşıyor

Garip gönlüm efkarlanıp coşuyor

Ağustos ayında benden üşüyor

Yaz günümü kışa çevirdin gurbet

 

Gözlerim yaş dolar andıkça seni

Unutmak kolay mı gelde sen unut

Aylar yıllar geçer tükenmez umut

Yollarım çıkmaza çevirdin gurbet

 

Mehmet DİNÇER/Ankara 2007

MÜBAREK ORUÇ

 

Yüce haktan geldi ferman

Dizlerimde kalmaz derman

Gözler süzülür bir an

Kolay değil oruç tutmak

Başımda gitmez ağrı

Aman hoca oku gayri

Uzun güne çattı

Kışa gelseydi bari

Sebze meyve dolu evde

Yiyemedim geve geve

Onbir olmuş uyanamam

Bir hal olmuş bizim evde

On beşine zor ulaştık

Yalpa yalpa güç dolaştık

Sana yazmadı hiçbir aşık

Kolay değil oruç tutmak

Bu yaştayım çok az yedim

Aman oruç bir şey demedim

İnce uzun bir Mehmedim

Kolay değil oruç tutmak

Davulcular vermez aman

Uyan avrat geçti zaman

Şikayet değil vardır iman

Kolay değil oruç tutmak

 

Mehmet DİNÇER/Ankara 2007

TURNAM

 

 

Telli turnam yüksek uçar.

Uçarda dağlarda geçer

Benim ahım yare geçer

Yare selam eyle turnam

Benden haber söyle turnam

 

 Benden sitem eyle yare 

 Yüreği de Pare Pare 

 Dayanamam Ahı zara

 Ahı zarım bildir turnam

 

 Katar katar olmuş gider

 Ötüşleri cana yeter

 O yar benden bin bir beter

 Ola diye söyle turnam

 

 Kanatların telek telek

 Yare hasret koydu felek

 Görünürse yeşil gölek

 İnin turnam birer birer

 

 

Mehmet DİNÇER/Ankara 2007

TOPRAK ANNEM

 

Topraktan gelmişim yine olacağım toprak

İnsan bir yaprak misali sararır yaprak

Nice yıllar geldi geçti mümkün mü saymak

Sen benim annemsin bas bağrına ey kara toprak

 

Anne incitir mi ondan geleni

İncitme sar bağrına cansız bedeni

Bir emri ilahidir bunun nedeni

Ol diyen o hüda gel dedi şimdi

 

Hiç düşündün mü var mı kalın bir baki

Gelmiş ölüm şarabı dağıtıyor bir saki

Sen yolcusun o hüdadır ol baki

Acı ölüm şarabına bal dedi şimdi

 

Koy başın secdeye ağla af dile

İnsan benzetilir açan bir güle

Arı gelir onu çevirir bala

Peteği göz göz çizdiren vardır

 

Memilide geldi geçti bu cihanda

Bir hoş sedası kaldı bu yıkık mekanda

O karanlık kapısız yere vardığım anda

Sorulara cevap olur mu bilmem

 

Mehmet DİNÇER/Ankara 2007

CANIM MEMLEKETİM KIRŞEHİR 

 

Nasıl methedeyim Kırşehir seni

İçinde salınan güzellerin var

Sular çağlar her bahçenin içinde

Sana aşık olan yazanların var

 

Semaya çıkmış selvi kavaklar

Görünmüyor şehir yeşil yapraklar

Sende yatar nice aşık şıhlar

Derde deva senin suyun Kırşehir

 

Her bahçende türlü meyve yetişir

Cennet misalisin bülbül ötüşür

Arz ederim görmeyi içim tutuşur

Dünya’ya ün salmış halıların var

 

Sabah ezanını sende dinlesem

Öğle yemeğini bahçende yesem

Sana yaraşacak neler söylesem

Kudretten yanan hamamların var

 

Kul Mehmet’in sana yazdı destanı

Al yeşil bağların, üzüm bostanı

Derdine devadır hastanın

Kudretten yanan hamamların var

 

Aşık Paşa türbesi seni selamlar

Ankara’dan Kayseri’ye açılmış yollar

Kılıç özüne bulanık seller

Cennete benzeyen dinik bağın var

 

Üzüm bağlarında keklik beslenir

Cıncıklı minarede ezan seslenir

Bahçelerde körpe kuzu beslenir

Gözleri sürmeli güzellerin var

 

Eskiden dönerdi değirmen taşların

Her havada öter güzel kuşların

Kervan sarayının havası serin

İçinde evliya yatan camilerin var

 

Mehmet DİNÇER/Ankara

BİR ZAMANLARIN DALAKÇI GÜNLÜĞÜ

ANNEME

 

Tak etti yoksulluk kavurdu köyü

Yukarı çeşmeden getirirdik içecek suyu

Üç köyün şehriydi Dalakçı köyü

Doya doya yiyip giymedin annem

 

Her evde kilim ağacı asılı

Samanlıkta kerme saman basılı

Yoksulluktan göçmüş Dumanların Hüsülü

Madımak gül cacığı cana yetiyor annem

 

Harmanda sürdük sapı samanı

Siyah çıkar kara çıra dumanı

Hiç kalmamış muhtarların imanı

Gök ekine öşür yazıyorlar annem

 

Muhtar gelmiş harman harman geziyor

Elinde defteri öşür yazıyor

Ay yıldızlı tahtayı cece diziyor

Kendi malımızı çalar olduk annem

 

Cingan konmuş harman yeri düzüne

Hayran kaldım püskülüne sazına

Güve düştü Kör Mahmudun gözüne

Kızamık sıtma kol geziyor annem

 

Doktor Osman köyde hekimler başı

Tandırda geçirdik o nice kışı

Kilime dokurdun çıtlık nakışı

Daha kilimini saklıyom annem

 

Bulgur çekilirdi el değirmeninde

Çobanlar yatardı Seyfede inde

Çamaşır yıkanırdı tam otuz günde

Pantolonu döşek altında ütülerdin annem

 

Yıktılar okulu yeniden yaptık

Mal memal koymadık hepsini sattık

Kara çalı koymadık hepsini yaktık

Kel Halil Bahçacağa göç etti annem

 

Yazdım anılarım ben Memili Mehmet

Olmayan şeye etmedim gıybet

Bizden beterdi Seyfeyle Kümbet

Sen gittin ben bittim elveda annem

 

Mehmet DİNÇER/Ankara

 
   

Anasayfa | İsa Kaya | Yanık Ahmet | Ramazan Erbaş | Safi Erbaş | Ali Bozdağ | Günel Erdem | Halit Köksalan | Egini | Mehmet Dinçer | N. Ertaş hakında       Yenilik: 21.11.12